İftar menüsü fiyatları gündemdeki ilk sırayı aldı. Gastronomi dünyasının “turnusol kağıdı” diyebileceğimiz Ramazan ayı… Kimileri için sadece bir ibadet, kimileri içinse sosyalleşme vesilesi. Ancak benim için iftar sofrası, her şeyden önce malzemenin dürüstlüğü ve mutfaktaki teknik becerinin bir imtihanıdır. İstanbul gibi kozmopolit bir metropolde, bir yanda saray ihtişamını tabağınıza sığdıranlar, diğer yanda ise “esnafın halinden esnaf anlar” diyerek bütçe dostu, samimi lezzetler sunanlar var.
Tabii gönül ister ki her akşam gerçek bir kuzu gerdanıyla yapılmış, ağır ateşte pişmiş bir tencere yemeği bulalım. Ama heyhat! İstanbul’da iftar saati yaklaştıkça bir telaş, bir koşturmaca… Bu kargaşada damak tadımızı korumak zorundayız. Sizler için bu sene İstanbul’un en “yukarıdaki” üç mekanını, fiyat-kalite dengesi üzerinden iftar menüsü analizi yaptım.
Lüks demek, sadece kristal avizeler ve altın varaklı tabaklar demek değildir efendim. Benim için lüks, malzemenin en üst kalitede olması ve servisin saatin tıkırtısı kadar kusursuz işlemesidir.
Çırağan Palace Kempinski – Tuğra Restoran
İçerik Tablosu
Burada iftar yapmak, bir nevi zaman yolculuğu. Kişi başı 7.800 TL gibi, asgari ücretle yarışan bir iftar menüsü rakamından bahsediyoruz. Peki, bu rakamın karşılığını alıyor muyuz? Tuğra’nın mutfağı, Osmanlı saray reçetelerini tozlu raflardan çıkarıp modern bir teknikle önümüze koyuyor. İftariyeliklerdeki pastırmanın çemen dengesi, hurmanın etli yapısı yerinde. Ancak esas mesele ana yemekte. Eğer kuzu tandır, kemikten kendiliğinden ayrılmıyorsa orada bir sorun vardır. Burada ise o dokuyu hissediyorsunuz. Fiyatı “uçuk” bulabilirsiniz, ancak o tarihi atmosferde Boğaz’a karşı edilen iftarın gastronomik bir ritüele dönüştüğü aşikâr.

Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus
Boğaz hattının bir diğer ağır topu. Kişi başı iftar menüsü fiyatı 5.950 TL. Buradaki yaklaşım daha çok “zengin çeşitlilik” üzerine kurulu. Açık büfe iftarlara normalde mesafeli yaklaşırım; zira miktar arttıkça genellikle kalite düşer. Fakat Four Seasons, soğuk mezelerde zeytinyağının asiditesini, sıcaklarda ise ürünün tazeliğini korumayı başarıyor. Özellikle tatlı büfesi bir sanat galerisi gibi. Güllaçta süt ve gül suyunun o narin dengesini bozmadan, aşırı şeker tuzağına düşmeden servis etmeleri takdire şayan.

Raffles Istanbul
Zorlu Center’ın o modern silüetinde, gelenekle geleceği birleştiren bir iftar menüsü. Fiyat yine 5.950 TL bandında. Raffles’ın farkı, sunumdaki rafinelik. Klasik bir çorbanın bile servis ediliş biçimi, mutfaktaki disiplini gösteriyor. Canlı fasıl eşliğinde, daha “şehirli” ve sofistike bir iftar arayanlar için doğru adres. Ürün kalitesi standartların çok üzerinde, ancak benim gibi “eski usul” sevenler için bazen fazla modern kaçabilir.



